Bundan 3 hafta kadar önceydi, eşimle bir göletin yanına şezlonglarımızı kurmuş, yanımıza aldığımız sandviç ve çayla kahvaltı ediyorduk. Hemen aşağımızdan geçen yaya yolunda bir babayla kızı voleybol oynuyordu. Onları gözlemlemeye dalmıştım.
Meslek hastalığı işte, baba ve kızı voleybol oynarken, top kaçtığı zamanlar, çocuğu topu getirirken telefonuna bakmaktan kendini alamadığını gördüm. Hatta kızı “baba” diye seslenmeden kendini tekrar oyuna vermiyordu.
İçimden “cık, cık, cık” yaptım. Hemen yargı mekanizmam çalışmıştı. Oysaki ben de uzun zamandır sosyal medya bağımlısı olduğumu içten içe biliyordum. Çünkü bağımlılığın bütün belirtileri tıpkı bu baba gibi bende de vardı…
Ekran süreme baktığımda sosyal medya kullanımımın günde 5 -7 saate kadar geldiğini görebiliyordum. Hoş o süreye bakmaya gerek yoktu. Bağımlılık belirtileri apaçık ortadaydı.
İlk olarak, artık en ufak bir boşluğumda elimin telefonuma gittiğini fark ettim.
Ben har sabah 04.00’de kalkar, kitabımı okur, araştırmalarımı yapar, gün aydınlanınca sporumu yapar ve kahvaltıyı hazırlardım. Bu benim verimliliğimin sırrıydı. Ama artık bu verimlilik tamamen gitmişti.
Gece herhangi bir sebeple uyandığımda ilk işim “X” uygulamasını açmak olmuştu. “Bildirimlere bakıp kapatacağım” diye açtığım uygulama beni sabaha kadar esir alıyordu. Ne kitap okumak, ne spor ne de kahvaltıyı hazırlamak…
Üstüne, doğru dürüst dinlenemeden güne başlıyor ve o günkü işlerimi bir sonraki güne erteleyip, tekrar X uygulamasına döner olmuştum. Artık günlerim, dayak yemiş gibi, yorgun, bulanık, sinirli ve depresif geçmeye başlamıştı. Elbette algoritmanın istediği öfkeli twitleri atanlardan bir haline de gelmiştim.
Artık kitap okuyan, kitap yazan, araştırma yapan, bilgi paylaşan, spor yapan ve yaşamı pozitif yaşayan biri olmaktan tamamen çıkmıştım.
Ta ki o kızıyla voleybol oynayan babayı görene kadar bu böyle gitti. Artık bu durum değişmeliydi.
İlk önlemim, geceleri telefonu başka bir odada bırakmak oldu. Üstelik bu odayı, tuvalet ve yatak odası arasında olmayacak şekilde seçtim ki uğrayıp elime almayayım.
Bu önlem çok işe yaradı. Daha ikinci geceden itibaren yeniden kitap okumaya başlayabildim.
Elbette, gece geç uyuma işi bitti, uykum düzene girdi, sabahları dinlenmiş ve huzurlu uyanmaya başladım.
Hafızamın tekrar eski formuna girmesi, olumsuz ve kederli halimin daha neşeli hale dönmesi, tekrar yazı yazmaya başlamam, aldığım sadece tek önlemin sonuçlarıydı.
Bunun dışında aldığım, ikincil ama uygulaması daha kolay önlemler var.
Kafede ya da bir dost sohbetinde telefonu ya hiç çıkartmıyorum ya da masaya ters çevirip bırakıyorum.
Trafikte telefonumu ters çevirerek kolluğun altındaki boşluğa koyuyorum.
Geceleri telefonu yattığım odaya sokmamak, sadece 3 haftada beni tekrar eski halime dönüştürdü. Sadece tek önlem. Belki sizinki başkadır.
Mesela eve gelince yemek yiyip sofradan kalkana kadar bakmama kararı alabilirsiniz.
Belki bütün ev ahalisi telefonları belli bir saatten sonra plastik bir kutuya koyup unutabilirsiniz.
Anlattığım hikaye bir başkasına ait değil. Bizzat, şahsen, tamamen, bendeniz dijital babaya ait.
Sosyal medya bağımlılığından kurtulmanın ilk şartı galiba size verdiği zararı görebilmek. Umarım siz telefonuna bakmaktan çocuğunu göremeyen bir babaya rastlamadan bu işi çözebilirsiniz.



