İnternet bir sonraki hamlenizi biliyor!

“İnsanlar yapay zekayla ilgili korkularını dile getirdiğinde genellikle kontrolden çıkmış insansı robotları hayal ederler. Terminatör gibi… En çok korkmamız gereken şey yapay zekanın kendi başına bize ne yapacağı değil, güç sahibi insanların bizi kontrol ve maniple etmek adına yeni, bazen saklı, bazen de belirsiz ve beklenmeyen şekilde bunu nasıl kullanacakları.” – Zeynep Tüfekçi / TEDx Newyork 2017

YouTube’u sadece bir video izlemek için açıp da on video izlediğiniz oldu mu? Benim başıma sıklıkla geliyor. “Bir algoritma sizin kendi başınıza seçemeyeceğinizi düşündüğü ve ilginizi çekeceğine emin olduğu videoları sıraya koyuyor!” Diyor Zeynep Tüfekçi. Bu sadece YouTube’da değil, sosyal medya platformlarında, arama motorlarında ve alışveriş sitelerinde de böyle.

Bazılarınız Google’ın sizi dinlediğini, bir önceki gün konuştuklarınızı karşınıza reklam olarak çıkarttığını düşünüyor! Bu doğru değil. Doğru olan, İnternet’te yaptığınız her hareket tam olarak olmasa da sizin rızanızla kaydediliyor ve davranışlarınızı analiz etmeye yarayan adına “big data” dediğimiz devasa veriler toplanıyor. Bu toplanan veriler, sizin karşınıza çıkacak bir sonraki reklamı göstermek, sonra izleyeceğiniz bölüme karar vermenizi sağlamak, bu yıl nerede tatil yapacağınızı belirlemek, hangi partiye oy vereceğinizi analiz etmek gibi, sizi maniple etmek isteyen oluşumlar tarafından kullanılıyor.

Veriler nasıl toplanıyor?

Şu anda okuduğunuz güncem orhantoker.com‘u örnek olarak ele alalım. Sitemin sağ üst köşesinde bir arama kutusu var. Ayrıca her gün okuduğunuz sayfalar da istatistik olarak tutuluyor. Yani iki temel veri toplanıyor. Sadece bu iki veriyle benim bildiklerim şunlar:

  • En çok hangi yazım okunuyor?
  • En çok hangi kelimeler aranıyor?
  • Hangi gün sitem daha çok ziyaret ediliyor?
  • Sitemde verdiğim bağlantılardan en çok hangileri tıklanıyor?
  • Ziyaretçilerin yaşı, cinsiyeti, konumu, hangi cihazla, hatta hangi tarayıcıyla beni okudukları?

Daha alt detayları var ama genel olarak analiz edebildiğim veriler bunlar. Bu verilerde kişilerin gizlilik ihlali olacak hiç bir bilgi yok. Genel analiz yapmam için kullanacağım veriler. Ama ben bu verileri iyi analiz ederek aşağıdaki çıkarımları yapabiliyorum:

  • Çok okunan yazılarıma ve en çok aranan kelimelere bakarak, ertesi gün daha fazla okunabileceğini düşündüğüm yazılar hazırlıyorum.
  • Arama kelimelerine bakarak, anne babaların çocukları ile olan ilişkilerinde en çok sorun yaşadıkları alanları bilebiliyorum.
  • Yazıların en çok okunduğu günleri, o gün olan biten diğer olaylar ve günün genel karakterini de katarak düşündüğümde okuyucuların eğilimleri hakkında bir fikir sahibi de olabiliyorum.
  • Demografik verileri analiz ederek, okurların maddi durumları hakkında (genel) bilgi sahibi de olabilirim. Çünkü yazıyı hangi cihazla, hangi işletim sistemi ile okunduğu bilgisini de görebiliyorum.
  • Yazılarımda referans verdiğim bağlantıların tıklanma sayısına göre okuyucuların merak alanları hakkında da (genel) bir bilgi sahibi olabilirim.

Ne demek istediğimi anlatabildim mi? Ben sadece ayda 15~20 bin sayfanın okunduğu çok küçük bir web sayfasına sahibim. Ayrıca elde ettiğim bilgileri size daha faydalı bilgiler sunmak için kullanıyorum ve bu verilerde sizin gizliliğinizi ihlal edecek özel veriler yok. Yani üyelik istemim olmadığı için: Adınızı, yaşınızı, adresinizi, aylık gelir durumunuzu, çocuklarınızın sayısını, kredi kartı numaranızı, ayda kaç liralık alışveriş yaptığınızı bilmiyorum.

Alışveriş sitelerini, Facebook’u, Google’ı ve diğerlerini düşünün. Benim toplayabildiğim sadece 2 veriye karşılık onların sahip oldukları ve birbirlerine kullandırttıkları bu kocaman, devasa, şişko bilgiyi hayal edin!

Peki bu “büyük, şişman bilgiyi” toplamak yasal mı?

Google’a girip “sivilcelerden nasıl kurtulabilirim?” araması yaptığınızda, Google sizin kim olduğunuz bilgisi de dahil olmak üzere arama geçmişinize kaydeder. Ama bu bilgiyi “Orhan sivilcelerinden kurtulmak istiyormuş!” şeklinde kullanmaz, hatta bunu Orhan’la arasında gizli bir sır olarak saklar! Onun yerine Orhan’ın karşısına sivilcelerden nasıl kurtulunacağı ile ilgili videolar, reklamlar ve makaleleri getirmeye başlar. Hatta Orhan bir AVM’de gezerken, tam da Watsons’un önünde Nivea’nın yeni sivilce karşıtı kreminin indirim haberi geliverir mesajlarına. Google’ın bu bilgiye sahip olmasını istemeyebilirsiniz. O zaman Google hesabı açarken, onun “alakalı reklamlar sunma” teklifini geri çevirebilirsiniz. Ama hesabı açarken onayladığınız sözleşmede, gizliliğininin korunacağı sözü ile birlikte İnternet’teki hareketlerinizin izleneceği iznini de siz verirsiniz. Yani bilgilerinizin toplanması kısmen sizin izninle. Ya izniniz olmadan toplananlar?

Benim iznim olmadan bilgilerim toplanabilir mi?

Hem de nasıl? Aslında sorun da buradadır. Yapay zeka burada devreye girer. İntrnet’in toplamasında hiç bir sakınca olmayan (ya da öyle gözüken) bilgiler var:

  • Bastığınız beğenme butonları,
  • Yaptığınız yorumlar,
  • Yazmaya başlayıp sildiğiniz gönderiler,
  • Takip ettiğiniz hesaplar,
  • Sema’nın nişanı için aradığınız ayakkabı
  • İzlediğiniz bir YouTube videosu
  • İzlediğiniz Netflix dizisi
  • Spotify’da dinlediğiniz müzik
  • Okumak için açtığınız gazete

Bunların hepsini kendiniz yapıyorsunuz, isteyerek. Bu hareketlerinizin sonucunda toplanan devasa veri işlenerek, bir sonra tıklamanız gereken bağlantı önünüze koyuyor! Yani kendi özgür iradenizle yaptığınızı düşündüğünüz tıklamalar, aslında daha önce İnternet’te yaptığınız gezintilerden toplanan verilerin analiz edilerek önünüze konmuş hali.

İnternet sizi sizden daha iyi tanıyor!

Geçenlerde PNAS‘te yayınlanan bir araştırmaya göre bilgisayar aracılığıyla yapılan kişilik analizleri insanların yaptığı analizlere göre daha tutarlı. 86.200 kişiyle yapılan araştırmada Facebook beğenileri üzerine yapılan analizler, insanların kendi tahminlerine kıyasla daha gerçeğe yakın sonuçlar çıkarmış. Algoritmanın incelediği beğeni sayısı artıkça, ortaya çıkan sonuç da daha kesin oluyor. Sadece 10 beğeniyi inceleyerek kullanıcıyı iş arkadaşından daha iyi analiz eden sistem, 70 beğeniyle kullanıcıyı yakın arkadaşlarından daha iyi tanımlayabiliyor. 150 beğeniyle ailesinden daha iyi tanıdığı kullanıcıyı eşinden daha iyi tarif etmesi için ise 300 beğeni yeterli oluyor.

Çözüm ne?

“Dijital Darwinizm” adlı kitabında Tom Godvin: “İki çağ arasında melez bir dönemdeyiz! Dijitalin yeni olanaklarıyla bezenmiş analog bir dünyada yaşıyoruz.” Yani kaygılarımızda haklıyız. Yine de yapacak bir şeyimiz yok. Çünkü gösteriş yapmayı seviyoruz. Gittiğimiz tatili, çocuğumuzu verdiğimiz okulu, son model arabamızı göstermeye can atıyoruz. Sahnedeki diğer insanları kıskançlıkla takip ederken, bir yandan da kendi gösterimizi sergiliyoruz. Bunlar olurken, bize en çok beğeniyi alacak gösteriyi yapma fırsatı sunan İnternet sahnesini kullanıyor, gösteride gerekli metaları da satın alıp duruyoruz.

Bence çözüm kendiliğinden oluşacak. Tekerleği icat eden insan onu geliştirerek nasıl bu günlere geldiyse, bu devasa bilgiyi de değişik biçimde oluşturmanın yollarını düşünerek geliştirecek. Umarım büyük bedeller ödenmeden yapılır…