Sosyal Medya Gençlerde Yalnızlık ve Depresyona Neden Oluyor

“Sosyal medya depresyona neden olur mu?”. Uzun zamandır yazı listemde beklettiğim bu sorunun cevabını bir yandan araştırıyor, bir yandan da yapılmış çalışmalara bakıyordum. Bu konuda yapılan bir çalışma, sosyal medyayı yoğun bir şekilde kullanan gençlerde depresyonun %33 oranında daha fazla görüldüğünü ispatlıyor. Aslında ben böyle bir sonucu normal karşılamakla beraber, neden sosyal medyanın depresyonu körüklediğini daha iyi anlamak için konu hakkındaki makalelere yoğunlaştım.

Sosyal medya ve depresyon ilişkisi

“Gerçek insanlarla, empati temeline dayalı sağlam ilişkileriniz ne kadar azsa, sosyalleşmenin getirdiği avantajlardan o kadar yoksun oluyorsunuz…” Bu sözler Child Mind Enstitüsü’nden Psikiyatrist Dr. Alexandra Hamlet’e ait.

Akranları ile arkadaşlık kurma şekli olarak, biz ve çocuklarımızın arasındaki fark, onların doğrudan sosyal medyayı tercih ediyor olması. Artık gençler, doğrudan, güçlü, anlayışlı ve anlamlı ilişkiler kurmak yerine, çok daha kolay olan dijital yolu seçiyorlar.

Bunun bir istisnası var. Ergenlik çağındaki bir çok kız çocuğu sosyal medyayı kullanmakla birlikte yüz-yüze ilişkilerde de oldukça başarılılar. Zaten bu grupta depresyon ve sosyal medya ilişkisine daha az rastlanıyor.

Aşağıda 3 başlık halinde sosyal medyanın neden depresyona neden olabileceğini anlatmaya çalışacağım.

Sosyal medya ve öz güven ilşikisi

Sosyal medyanın gençler üzerindeki bir diğer olumsuz etkisi de onların öz güvenine zarar vermesi. Bu durumdan en çok etkilenen kız çocukları.

Çoğu genç kız, hiç bir sosyo-ekonomik fark gözetmeden arkadaşlarının paylaştığı kusursuz fotoğraflara bakıp kendini kıyaslama hatasına düşüyor. Instagram’daki ünlü, etkili kişi veya modellerin, etkileşim için hazırlanmış kurgu fotoğrafları dahi genç kızların kendi yaşamlarını onlarınkiyle kıyaslamasına neden oluyor. Hem ekonomik hem de fiziksel farklar kıyaslamayı acımasız hale getirebiliyor ve gençlerin öz güvenine darbe vuruyor.

Sosyal medya ve yalnızlaşma ilişkisi

Yalnızlaştıkça sosyal medyaya mı sarılıyoruz? Yoksa sosyal medyada çok fazla vakit geçirdiğimiz için mi yalnızlaşıyoruz? Coğrafi olarak ortaya çıkan zorunluluklar dışında, dışarı çıkıp gerçek arkadaşlıklar kurmamak için bir nedenimiz yok. Ancak gençler, en kırılgan oldukları ergenlik dönemlerinde yüz-yüze kurdukları arkadaşlıkların olası yıkıcı etkilerinden korkarak sosyal medyada yapay bir deneyimi tercih ediyorlar.

Dijital ortamda çok arkadaşa sahip olmak ya da çok etkileşimli bir hesap sosyalleşmenin bir kanıtı değil! Tam aksine, bu arkadaşlarınızla gerçek yaşamda bağlarınız yoksa yalnızsınız demektir.

Sosyal medya ve dışlanma

Başkalarıyla sosyal ilişki kurmaya başladığımız ilk günden itibaren “dışlanmak”, bir grubun dışında bırakılmak en büyük korkumuzdur. Bu korkumuzu kabusa çeviren insanlar da her zaman var olmuştur.

Sosyal medya ve sunduğu teknolojik imkanlar, kötü niyetli insanların sizi dışlamak ve itibarınızı düşürmek için arayıp bulamadığı fırsattır. Sürekli mükemmel bir hayat yaşıyormuş gibi davranma, popüler kişilerin paylaşımlarına yorum bırakma, mesaj gruplarında hiç bir şeyi kaçırmama ve düzenli olarak paylaşım yapma zorunluluğu hissetmek, sosyal medyada dışlanma ve itibar kaybetme korkusunun gençler üzerinde oluşturduğu baskıdır.

Sonuç olarak, eğer sosyal medyayı hiç kullanmasaydık, yukarıdaki olumsuz etkileri ve baskıları hiç bir zaman hissetmeyecektik. Ancak sosyal medya çağımızın bir parçası ve kullanıyoruz. Peki sosyal medya gençlerde depresyona neden olur mu? Bu soruya yanıt verebildim sanırım…